İçimizde Yürüyen Sessiz Hikâyeler

Bazen insanın hayatı, söylediği şeylerden çok sustuklarıyla şekillenir. Gündüzleri güçlü görünmek kolaydır; konuşuruz, anlatırız, hatta bazen kendimizi bile inandırırız her şeyin yolunda olduğuna. Ama içimizde bir yer vardır ki, orası hiç konuşmaz. Orası sadece biriktirir. Kırıldığımız anları, söyleyemediğimiz sözleri, içimize attığımız duyguları… Ve biz fark etmesek de, o birikenler bir yerde yaşamaya devam eder. İşte bu yüzden “gündüz sustuklarımız, gece yürümeye başlar.” Gece olduğunda dünya sessizleşir ama insanın içi sessizleşmez. Tam tersine, bastırılan ne varsa yavaş yavaş su yüzüne çıkar. Çünkü insan en çok kendisiyle baş başa kaldığında gerçeğe yaklaşır.

Belki de bu yüzden bazı yorgunluklar fiziksel değildir. İnsan bazen çok konuştuğu için değil, anlaşılmadığı için yorulur. Anlaşılmamak, görünmez bir yük gibidir; kimse fark etmez ama insanın içini ağırlaştırır. Kendini anlatmaya çalışırsın, kelimeler kurarsın, bazen susarsın, bazen daha çok anlatırsın… ama bir yerde eksik kalır. Sanki seni gerçekten duyan kimse yokmuş gibi. İşte o an, yalnızlık başlar. Ama bu bildiğimiz yalnızlık değildir. Bu, kalabalıkların içinde hissedilen, en derin yalnızlıktır. Ve gerçekten de “anlaşılmamak, yalnızlıktan daha ağırdır.” Çünkü yalnızlıkta en azından kendinlesindir. Ama anlaşılmadığında, kendine bile uzaklaşırsın.

Bir de zamanın içimizde bıraktıkları vardır. Çoğu zaman “geçti” deriz. Yaşadıklarımızın geride kaldığını, artık bizi etkilemediğini düşünürüz. Ama insanın iç dünyasında hiçbir şey gerçekten kaybolmaz. Sadece sessizleşir. Uygun zamanı bekler. Bazen bir koku, bazen bir cümle, bazen de hiçbir sebep yokken… geçmiş bir anda geri gelir. Ve o an anlarsın ki, bazı şeyler hiç bitmemiştir. Çünkü “geçmiş geçmez… sadece sessizleşir.” Bu sessizlik aldatıcıdır; yokluk gibi görünür ama aslında derin bir varlıktır. İnsanın içinde, görünmeden yaşamaya devam eder.

Belki de hayat, tam olarak bunları fark ettiğimiz yerde değişmeye başlar. Sustuklarımızı fark etmek… anlaşılma ihtiyacımızı kabul etmek… ve geçmişin hâlâ bizimle olduğunu görmek… Bunlar kolay şeyler değil. Ama insan kendine dürüst olmaya başladığında, içinde yürüyen şeyler yavaş yavaş sakinleşir. Çünkü bazı duygular, sadece görülmek ister. Bazı hikâyeler, sadece duyulmak… Ve belki de iyileşmek dediğimiz şey, her şeyi çözmek değil; içimizde sessizce yürüyen o parçaları finally fark edip onlara “seni görüyorum” diyebilmektir.

Annemin Uyurgezer Geceleri – Ayfer Tunç
🌙 “Gündüz sustuklarımız, gece yürümeye başlar.”
💔 “Anlaşılmamak, yalnızlıktan daha ağırdır.”
🕰️ “Geçmiş geçmez… sadece sessizleşir.”

☕✍️// 25.03.2026 – 01:00

Yorum bırakın