“Hayatımın her alanında ‘önce yap, sonra hisset’ diyerek ilerledim. Konu maneviyat olunca neden yıllarca tam tersini yaptım?”
Yaklaşık yirmi yıldır yazılım dünyasının içindeyim.
Kod yazdım, test süreçleri yönettim, hatalar ayıkladım, algoritmalar tasarladım. Son yıllarda bunlara; eğitim üretmeyi, mentorluk yapmayı, hikâye anlatıcılığını ve nörobilime olan merakımı da ekledim.
Dönüp geriye baktığımda ortak bir desen görüyorum.
Hayatımda gerçekten başarabildiğim hiçbir şey bir gecede olmadı.
Yazılım öğrenirken ilk gün uzman olmayı beklemedim.
İlk satırı yazdım.
Hata aldım.
Düzelttim.
Tekrar denedim.
Blog yazarken de böyleydi.
Podcast hazırlarken de…
Mentorluk yaparken de…
Hatta uzun zamandır üzerinde çalıştığım Özen Modeli bile tek bir fikirle değil; yıllar boyunca biriken deneyimlerin, başarısızlıkların, merakın ve küçük adımların birleşmesiyle ortaya çıktı.
Fark etmeden hayatımın her alanında aynı algoritmayı çalıştırmışım.
Küçük bir adım…
Tekrar…
Alışkanlık…
Kimlik…
Bu algoritma beni bugün olduğum kişiye dönüştürdü.
Fakat bir gün fark ettim ki…
Hayatımın en önemli alanlarından birinde tamamen farklı bir algoritma çalıştırıyormuşum.
Hazır Hissetme Algoritması
Konu maneviyat olduğunda zihnim hep aynı cümleleri üretiyordu.
“Biraz daha toparlanayım…”
“Biraz daha düzenimi kurayım…”
“Biraz daha temiz hissedeyim…”
“Sonra namaza başlayacağım.”
“Sonra Kur’an okuyacağım.”
“Sonra sure ezberlemeye başlayacağım.”
İlk bakışta bu cümleler oldukça masum görünüyor.
Ama aslında arka planda çalışan görünmez bir algoritma vardı.
Hazır hissedersem → Başlarım.
İşte hata tam da buradaydı.
Çünkü hayatımın hiçbir alanında bu algoritma çalışmamıştı.
Yazılım bana hiçbir zaman şunu öğretmedi:
“Önce kendini hazır hisset, sonra ilk satırı yaz.”
Tam tersini öğretti.
“İlk satırı yaz. Hazırlık, süreç içinde gelir.”
Ve o an kendime şu soruyu sordum:
Neden hayatımın her alanında bana hizmet eden bir sistemi, konu Allah’a yaklaşmak olunca terk etmiştim?
Mükemmeliyetçiliğin Sessiz Kılığı
Biraz düşündüğümde bunun sadece bana ait olmadığını fark ettim.
Spor yapmak isteyen biri:
“Pazartesi başlayacağım.”
Kitap okumak isteyen:
“Biraz kafam rahatlasın.”
İngilizce öğrenmek isteyen:
“Yaz gelsin.”
Ve bazen maneviyat…
“Önce içim düzelsin.”
“Önce daha iyi biri olayım.”
“Sonra Allah’a yönelirim.”
Aslında bu cümlelerin ortak bir noktası var.
Hepsi, davranışı başlatacak duyguyu bekliyor.
Oysa davranış psikolojisiyle ilgili okudukça şunu fark ettim:
Çoğu zaman motivasyon hareketin sebebi değil, sonucudur.
İnsan sadece motive olduğu için harekete geçmez.
Çoğu zaman harekete geçtiği için motive olur.
Belki ibadet de benim için böyle olmalıydı.
Belki huzurlu olduğum için Allah’a yönelmeyecektim.
Allah’a yöneldikçe içimde huzur yeşerecekti.
Özen Modeli’nin Dördüncü Yaprağı
Uzun zamandır zihnimde şekillenen bir model var.
Adını Özen Modeli koydum.
İlk başta üç temel üzerine kuruluydu.
💻 Teknoloji
🤝 İnsan
📖 Hikâye
Sonra fark ettim ki model tamamlanmıyor.
Bir şey eksikti.
Sonunda o eksik parçanın adını buldum.
🌿 Hikmet
Teknoloji bana sistem kurmayı öğretti.
İnsan, o sistemlerin neden insanlar için var olduğunu öğretti.
Hikâye, bilginin ancak kalbe dokunduğunda dönüştürücü olabileceğini gösterdi.
Hikmet ise bana en önemli soruyu hatırlattı.
“Bütün bunları neden yapıyorum?”
İşte o gün, modelin dördüncü yaprağı yerine oturdu.
Hayatımın En Büyük Algoritma Hatası
Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki…
Hayatım boyunca birçok konuda aynı hatayı yapmışım.
Bir yazıyı yayımlamadan önce…
Bir eğitime başlamadan önce…
Bir projeyi paylaşmadan önce…
İçimde hep aynı soru vardı.
“Acaba yeterince hazır mıyım?”
Fakat ilginç olan şu.
Hayatımda gerçekten geliştirebildiğim her şey, hazır hissettiğim için değil…
Başladığım için gelişti.
Belki de yıllardır beklediğim şey motivasyon değildi.
Belki de sadece ilk adımdı.
Son Söz
Ben hâlâ yolun başındayım.
Hâlâ öğrenecek çok şeyim var.
Hâlâ bazen erteliyorum.
Ama artık kusursuz hissedeceğim günü beklemek istemiyorum.
Çünkü yazılım bana çok değerli bir şey öğretti.
Hiçbir sistem ilk sürümünde mükemmel değildir.
Önemli olan ilk satırı yazmaktır.
Belki kulluk da böyledir.
İlk secde…
İlk sayfa…
İlk ezber…
İlk dua…
Ve gerisi…
Adım adım inşa edilen bir yolculuktur.
Meğer hayatımın en büyük algoritma hatası, Allah’a giden yolu da tamamlanması gereken bir proje sanmakmış.
Oysa bazı yollar, tamamlandığı için yürünmez.
Yüründükçe insanı tamamlar.
“Bu yazı bir öğüt değil, kendi iç yolculuğumun bir notudur. Ben hâlâ öğrenen, tökezleyen ve yeniden başlayan biriyim.”
☕✍️// 02.07.2026 – 23:09

Yorum bırakın